Yazdır Yazı Büyüklüğü A(-) A(+) Paylaş

0-3 Yaş Bebek ve Çocuklar

Zeytinburnu’da ikamet eden 0-3 yaş bebek ve çocukların gelişimsel taramaları ve sonuçlarının sosyal incelenmesi

Pek çok özür grubuna ait çocuk ve bebekler genelde 3-4 yaş civarında tanıyı almaya başlamış ve eğitim/tedavi sürecine girmişlerdir.

Bu yaş diliminin farklı gelişim süreci gösteren bir çocuğun eğitimi için çok geç olduğu bilinmektedir. Eğer farklı gelişim gösteren çocuk 3-4 yaşını beklemeden daha erken sorun fark edilip özel eğitim ve tedaviye başlar, ebeveyni durumu anlayıp tedavi sürecine katkıda bulunursa problemli olan gelişimsel alanlarda durum ileriki yaşlarda daha hafif veya görünmez olacağı düşünülmektedir.

Gelişimsel bozuklukları olan bebek ve çocuklar, ailenin içinde bulunduğu sosyo demografik koşullardan büyük ölçüde etkilenmektedir. Erken tanı ve özel eğitim programları bu bebek ve çocukların sağlıklı gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Bu amaç doğrultusunda İstanbul Zeytinburnu Belediyesi Aile & Kadın Destek ve Engelliler Merkezi tarafından hazırlanan çalışmada Zeytinburnu’nda ikamet eden 0-3 yaş grubu bebek ve çocuklardan rastgele seçilen 1.000’i üzerinde Denver Gelişimsel Tarama Testi (DGTT) testi uygulanmıştır. Çalışma 2008 Mart ayında başlayıp, 2010 Aralık ayında son bulmuştur.

Uygulama sonucunda elde edilen veriler, bebeklik ve erken çocukluk döneminde görülen problemlerin, yoksulluğun, ailenim eğitim düzeyinin, beslenmenin, akraba evliliğinin, gebelik sürecinde yaşanan önemli problemlerin çocuğun gelişiminde etkili olduğu sonucunu vermiş, dolayısıyla araştırmaya katılan bebek ve çocuklara erken müdahale edebilme olanağını sağlamıştır.

Araştırma kapsamındaki çocuk ve bebekler, aileleri ile birlikte görüşmeye alınmış, kısa bir hikâyesinin dinlenmesinin ardından, uzman gözetiminde ölçek uygulanmıştır. Analiz sonucunda elde edilen veriler üç grup oluşturmuştur: Anormal (%12), riskli (%14) ve normal(%74). Anormal çıkan sonuca sahip çocuklar tanı almak için hastaneye yönlendirilmiş ve aynı zamanda AKDEM (Aile &Kadın Destek ve Engelliler Merkezi)’de uzmanlar tarafından probleme yönelik eğitsel ve tedavisel çalışmalar başlatılmıştır. Riskli olan sonuçlara sahip çocukların riskli oldukları alanlar konusunda ebeveynler bilgilendirilerek altı aylık çalışma programları önerilmiş ve altı ay sonra testin yinelenmesi için randevu verilmiştir. Normal çıkan sonuca sahip çocukların ebeveynlerine gelişimsel durumun dışında bir sıkıntıları olup olmadığı sorulmuş, bildirilen diğer problemler var ise danışmanlık hizmeti verilmiştir. Bu çalışma programı ile ebeveynin fark edemeyeceği ama riskli olan gelişimsel anormal durum fark edilmekte ve problemleri daha az görülebilir olmakta ailelerin daha sağlıklı çocuklar yetiştirilmesine yardımcı olunmaktadır.

Zeytinburnu’nda yaşayan bebek ve çocukların gelişimlerin değerlendirilip incelenmesi amacı ile yürütülen bu bilimsel çalışmada ortaya çıkan sonuçlar kısaca şöyledir;

* Gelişim geriliği ile evde yaşayan çocuk sayısı arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır. Ailedeki çocuk sayısı arttıkça (ki özellikle dört çocuktan fazlası) çocuğun gelişimsel olarak problemli olma riski artmaktadır. Ailenin çocuğuna sunduğu beslenme, uyaran, sosyal ortam, ilgi, ihtiyaçların zamanında karşılaşması, sevginin yeterli paylaşılması gibi olanaklar çocuk sayısı arttıkça problem sıkıntı doğurabilmektedir.

* Eşlerin akrabalık derecesi arttıkça çocuğun test sonucunun anormal çıkma oranı artmaktadır. Akrabalık derecesine göre 1.derecede %25, 2.derecede %20, 3.derecede %11, oranında anormal test değeri alan bebek veya çocuk görülmüştür. En büyük anormal olma oranı birinci derecede akraba olan eşlerin çocuklarında görülmektedir. Ayrıca kendi ailelerinde veya birinci derecede akrabalarının ailelerinde engelli birey olan hanedeki çocuğun gelişimsel olarak problemli olma olasılığı artmaktadır.

* Çocuğun test sonucu ile ailenin eğitimi arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır. Bu durum bize ebeveynlerin eğitimleri arttıkça çocuklarında gelişimsel problem olma olasılığı azaldığını göstermektedir.

* Çocuğun gelişimi ile ailenin geliri arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır. Ailenin geliri arttıkça test değerinde anormal çıkma oranı azalmaktadır. Yoksulluk arttıkça evde paylaşılan besin azalmakta ya da kalitesi düşmektedir. Çocukların zihinsel be bedensel gelişimi için minumum düzeyde karşılanması gereken beslenme ihtiyacı gelir durumu düştükçe karşılanamadığı düşünülmektedir.

* Hamilelik döneminde ciddi problem yaşayan annelerin çocukların test değerinin anormal çıkma oranı problem yaşamayanlardan anlamlı olarak daha fazlaydı.

* Dil gelişiminde anormal olarak bulunan vakaların genel test sonucunda da anormal olarak çıkma olasılığı %77,3 olarak bulunmuştur. Bu durum sadece bir çocuğun dil gelişimi incelediğiniz zaman eğer gelişimsel bir problemi varsa %77 olarak tespit edebileceğinizi göstermektedir.

* Normal doğumla dünyaya gelen çocukla ve sezaryen doğumla dünyaya gelen çocukların test değerleri (anormal ya da normal) arasında istatistiksel anlamlı farklılık yoktu. Normal doğumla doğan çocuklarda %13, sezaryen doğumla doğan çocuklarda %11, oranında anormal sonuç gözlenmiştir. Sezaryen doğumu tercih eden annelerle yapılan görüşmelerde çocuk için riskli bir durum yaşanmaması önemli bir etken olarak dile getirilmiştir. Çalışmadan çıkan sonuçlara göre sanıldığının aksine sezaryen doğum yapmakla bir normal doğumun neden olabileceği nörolojik zararların sıklığını azaltma ya da zihinsel performansı yükseltme arasında kanıtlanmış bir bilgi yoktur.

Bu çalışma gelişimsel bozukluğu veya geriliği olan gruplarına yönelik müdahale ve eğitim programları yönündeki girişimlere ışık tutabilir. Yine de, çocukların tanı durumlarına ilişkin farklı sosyo demografik değişkenlerin ve bu alandaki çeşitli teorik modellerin de ele alındığı ve daha geniş araştırma bölgelerinin belirlendiği çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bebeklik ve erken çocukluk dönemlerinde koruyucu gelişim sağlığı programları geliştirilerek farklılığı olan bebek ve çocukların sürekli olarak tedavi hizmeti alması ve ailelerine danışmalık hizmeti verilmesi önemlidir. Toplumda sık rastlanan ortak gelişimsel gerilikler ve nedenleri üzerine çalışmaların artırılması ile daha sağlıklı çocukların yetişmesi bir gereklilik gibi görünmektedir. Zeytinburnu Belediyesi ilçede ikamet eden 0-3 yaş aralığındaki 1000 çocuğa gelişim taraması yaptı. Yapılan çalışmaya göre; Ailenin eğitimi, geliri, eşlerin akrabalık derecesi, evdeki çocuk sayısı ve hamilelikte yaşanan ciddi problemler gelişimsel gerilik riskini artırmaktadır.